Kurban ve Bayramını Anlamak; Kurban Bayramı


Dini bayramların ikincisi olan Kurban Bayramı, İslam âleminin İslami/Hicri takvime göre Zilhicce ayının 10 ilâ 13. günleri arasında 4 gün olarak kutladığı en önemli dinî bayramıdır. Dinî bayramlar İslami/Hicri takvime göre oldukları için Gregoryen/Miladi takvim kullanan Türkiye gibi beldelerde bu mübarek günler her sene farklı zamanlara tekabül ederler. Mesela, bu seneki Kurban Bayramı 15-18 Ekim 2013 tarihlerine tekabül etmektedir.

Bayram kelimesinin aslı olduğu ileri sürülen farsça “bazrâm” veya “bezrem” kelimesi, sevinç ve eğlence günü manasına gelir ki Arapça’sı “ıyd”, çoğulu “a’yâddır”. Bu sebeple Türkçe’de de bayram tebriğine “ta’yîd”, bayramlaşmaya da “muayede” denilir. Kurban Bayramına aynı zamanda “Iydü’l-edhâ/Yevm-i Edhâ” ve “Iydü’n-nahr/Yevm-i Nahr” da denilmektedir. Nahr, deveyi kurban etmek demektir. Edhâ ise kurbanlık hayvanın ismidir. Yani kurbanlık hayvanı kesme bayramı manasına gelir. Kurban ise kelime olarak k-r-b kökünden mastar olarak “yaklaşmak”, isim olarak ise “hizmetiyle sultana yakınlaşmış kişi” manasına gelir. Istılâhî (terimsel) olarak “Allah’a manen yakınlaştıran şey”; dinî olarak da “vasıfları tanımlanmış belirli kişilerin, yine vasıfları tanımlanmış belirli havyanları, belirli bir vakitte Allah rızası için ibadet niyetiyle kesmesi” manasındadır. Kurban; Allah’a yaklaşmak ve O’nun rızasına ermek niyetiyle kesilir. Mümin, ilahî rızayı kazanmak gayesiyle kurbanını kesmekle hem Cenab-ı Hakk’a hem de maddi durumlarının yetersiz olması sebebiyle kurban kesemeyenlere yardımda bulunarak halka yakınlaşır. Görüldüğü gibi bu bayramın ruhunda Hakk’a yakınlık ve halka fedakârlıkta bulunma anlayışı vardır. Kurban, bir Müslümanın bütün varlığını gerektiğinde Allah yolunda feda etmeye hazır olduğunun bir nişanesidir.

Kurban Bayramı, Kur’an-ı Kerim’de Saffât [37/83-113] ve Hac surelerinde [22/26-28] geçtiği üzere Hz. İbrahim’in sünneti olarak kutlanagelmektedir. Hac Suresinin 34. ayeti olan “Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır. Şu halde yalnız ona teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!” [Hac 22/34] ayeti de bunun daha sonra bütün ümmetlere şamil bir ibadet olduğunu bildirmektedir. Kevser Suresinin 1 ve 2. ayetinde yer alan “Şüphesiz biz sana Kevseri verdik. O Halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes.” [Kevser 108/1-2] emr-i İlahisince bu günlerde bayram namazı kılmak ve kurban kesmek gerekmektedir. Bir hadis-i şerifte: “Kurban gününü bayram olarak kutlamakla emrolundum. Onu bu ümmet için Allah bayram kılmıştır.” buyurulmuştur. Kur’an-ı Kerim’in üzerinde en çok durduğu ve hükümlerini belirlediği bayram olan kurban bayramı, aynı zamanda ilgili hadislerin bildirdiğine göre senenin en kıymetli günüdür veya hayırda arife gününe denktir. Arife günü ve kurban bayramı günleri, esasında İslam’ın kutsî ve semavî kongresi hükmünde olan hac ibadetinin vakitleridir.

Arife günü, kurban bayramından bir evvelki gündür [9 Zilhicce]. Haccın iki temel rüknünden birisi olan vakfe, kurban bayramından bir gün evvel Arafat meydanında topluca yapıldığından bu güne yevm-i arafe [dilimizde arife günü] denilmiştir. Türkiye’de ramazan bayramından bir gün evveline de arife denir. Bunun gibi, mühim bazı günlerden bir evvelki güne veya önemli bir olay ya da olayların cereyan ettiği dönemden evvelki günlere de arife denmektedir; fakat bunlar örfî isimlendirmeler olup özel bir dinî manası ve kutsiyeti yoktur. Arife, kelime olarak; tanışmak, öğrenmek, itiraf etmek ve güzel koku manalarına gelmektedir.

Arife günü Kur’an-ı Kerim’de “eyyâm-ı ma’dûdât/sayılı günler” ifadesinde zımnen geçmektedir: “Sayılı günlerde Allah’ı anın (telbiye ve tekbir getirin)…” [Bakara 2/203]. Ayetteki “sayılı günler”, arife günü sabah namazıyla başlar, bayramın dördüncü günü ikindi namazıyla sona erer [9-13 Zilhicce]. Âyette arife ve bayram günlerinin en önemli hususiyetlerinden birinin “farz namazların akabinde, kurbanlar kesilirken ve şeytanlar taşlanırken teşrîk tekbirleri getirmek” olduğu vurgulanmıştır. Bugünlerde ister seferî, ister mukim, ister cemaatle, isterse yalnız olarak kılınan beş vakit namazın farzlarını müteakip selam sonrası teşrîk tekbiri getirmek, hacdakilerle beraber bütün yeryüzündeki müslümanlara vaciptir. Bu, arife günü sabah namazıyla başlar, bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar devam eder. Teşrîk tekbiri ise şöyledir: “Allahü Ekber. Allahü Ekber. Lâilâhe illallâhü vellâllü ekber. Allahü ekber ve lillâhilhamd. Allah en büyüktür. Allah en büyüktür. O’ndan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür. Allah en büyüktür. Ve bütün hamdler O’na mahsustur.” İçerisinde teşrîk tekbirleri getirildiği için bu günlere “eyyâm-ı teşrîk/teşrîk günleri” de denilmiştir.

Bereketli ve feyiz dolu bayram günlerimizden olan Kurban Bayramı, Hz. İbrahim’in fedakârlık yaptığı, Müslümanların da bütün samimiyetleriyle günahlarının affına yol aradıkları ve bu gâye yolunda, Beytullah’a yüz sürüp, Arafat’ta vakfeye durdukları, yalvarıp yakardıkları ve kurban kestikleri bir gündür. Hz. İbrahim’in, oğlu İsmail’i (as) kurban etmek istediği, Cenâb-ı Hakk’ın da büyük bir koç göndererek onu kurtardığı günün yıldönümlerinde kutlanır. Bu bayram, hanîf İslam dininin önderleri olan peygamberin anılarını tazelemek, Allah uğruna canı ve malı feda etmek, bu yolda sabır ve metanet göstermek konusunda onları örnek almak anlamları taşır.

Hac Suresi 36 ve 37. ayetlerde “Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik. Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat ona sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele.” [Hac 22/36-37] buyrulmaktadır. Dolayısıyla yapılan işin anlam ve önemini bilmeden, o idrake kavuşmadan örfi olarak bir şeyleri yapmak bu ibadetlerin anlamıyla ters düşmektedir. Rabbim hepimizin diğer ibadetler ile birlikte Kurban ibadetinin ve Bayramının anlamını idrak ederek yaşayan, bayramı sadece kendisine değil diğer Müslümanlara da yaşatanlardan eylesin.

Hürmet, muhabbet, selam ve dua ile,

Kâmil VARINCA

Not 1: Geçmiş yıllardakiler de dahil olmak üzere derlemiş olduğum Kurban ile alakalı video ve fotoğraf albümünü ziyaret edebilirsiniz.

Not 2: Diyanet İşleri Başkanlığı her sene Kurban münasebetiyle http://kurban.diyanet.gov.tr/ adresinde bir internet sitesi hazırlamaktadır.

Benzer İçerikli Yazılar:

  1. Kurban ve Bayramını Anlamak – Kurban Bayramı Tebriği (1432) (5 Kasım 2011)
  2. Kurban Bayramı Tebriği (1433) (24 Ekim 2012)
  3. Kurban ve Bayramını Anlamak; Kurban Bayramı (13 Ekim 2013)
  4. Kurban Bayramı (10-13 Zilhicce) Tebriği (1434) (13 Ekim 2013)
  5. Kurban Bayramı (10-13 Zilhicce) Tebriği (1435-2014) (2 Ekim 2014)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s